Bronşit Hastalığı’nın Nedenleri Nelerdir ?

Bronşit Hastalığı Nasıl Olur

Akciğerlere hava taşımakta olan kanallara bronş ismi verilir. Bronşların iç yüzeylerinde iltihaplanma olduğu için bronşit rahatsızlığı meydana gelir.

Bronşit, bünyeleri daha zayıf olduğu için bebek ve çocuklar daha ciddi bir şekilde etkileyen bir hastalıktır. Bronşit akut ve kronik bronşit olmak üzere iki çeşiti vardır.

Genellikle grip, kızamık, tifo, boğmaca gibi rahatsızlıklar esnasında beliren akut bronşit, kuru ve ağrıya neden olan öksürük nöbetiyle başlar. Oluşan balgam öncelikle yapışkandır, daha sonra katı ve iltihaplı bir görüntüye bulanır. Burun akması, titreme, ateş ve halsizlik gibi belirtileri vardır.

Kronik bronşit daha hafif belirtilerle başlar ve yavaş bir şekilde ilerleme gösterir. Hava yollarını yağlayan bezler büyür, iç yüzeylerinde tüyler işlevini kaybeder. Zaman sonra hava yolları tıkanır ve ağır bir biçimde solunum yetmezliği meydana gelir.

İki sene üst üste kuru öksürük nöbetleri ve balgam belirtilerini 3 ay yada daha fazla bir süre gösteren insanlarda kronik bronşit teşhisi yapılır.

Kronik bronşitin tam sebebi bilinmemektedir. Fakat sigara dumanı, hava kirliliği, kimyasal maddeleri soluma, kötü beslenme ve alkol kullanmak rahatsızlığa yakalanma riskini artırır.

Her iki bronşit türünde de doktorun vereceği ilaçlarla beraber dengeli beslenme, havası temiz olan yerde bulunmaya dikkat edilmelidir. Sigara dumanından uzak durmak iyileşme süresi için çok önemlidir.

Zatürre Hastalığı Hakkında Bilgiler

Zatürre Nedir ?

Halk içinde akciğer iltihabı, tıpta ise pnömani olarak bilinmekte olan zatürre, ateş, sancı ve öksürük ile ortaya çıkan tehlikeli sayılabilecek bir akciğer rahatsızlığıdır.

Zatürre Nedenleri

İltihaplanmaya virüs, mantar ve bakteri gibi mikroorganizmalar neden olur. Zatürre oluşumuna sebep olan 30’dan fazla mikroorganizma vardır.

Zatürre Belirtileri

En belirgin olan belirtileri yüksek ateş, sancı ve öksürmektir. İnsanda genel bir halsizlik hali vardır. Bununla beraber iştah azalması ve kilo vermek, dalgınlık, baş dönmeleri, boğaz ve baş ağrılar, balgam, fazla susuzluk, kuru ve beyaz dil gibi belirtiler oluşur.

Zatürreyi Genel Açıdan İnceleyecek Olursak ;

Löber Zatürre ;Pnömokok ismi verilen mikroların sebep olduğu bir türdür. Mikroplu tozlar, aşırı yorgunluk, soğuk algınlığı yada uzun süre gündeş kalma rahatsızlığa zemin hazırlar. Rahatsızlık ani baş dönmesi, titreme, kusma ve sırt ağrısıyla başlar. Ateş 40 dereceye kadar çıkar. Ancak 10. günden sonra düşer. Öksürme kısa süreli olur.

Virüs Zatürresi; Virüslerin sebep olduğu bir zatürre çeşididir. Ya ani bir şekilde yada soğuk algınlığının sonunda oluşur. Lober pnömoniden daha hafif olur. Rahatsızlığın ateşi 39 dereceye kadar çıkar.

Bronkopnomoni Zatürre;

Tedavisi iyi yapılmayan grip, bronşit, boğmaca yada kızamıktan sonra meydana gelir. Sebebi, akciğer ve bronşların zaman zaman iltihaplanmış olmasıdır. Rahatsızlık, bronşit gibi başlar, önlem alınmadığı taktirde 2-3 gün içerisinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece civarındayken akşamları 40 dereceye kadar çıkar.

Zatürre Tedavisi

Zatürre hastalığında doktor tedavisi gerekir. Diğer yönde, hastanın istirahat etmesi ve moralinin yüksek olması gerekir. Yanını çok fazla misafir alınmaması önemlidir. Ağrı olan bölgeye, içerisine sıcak su doldurulan şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir.

Gece Körlüğü Nedir ? Gece Körlüğü Belirtileri Nelerdir ?

Gece Körlüğü Nedir

Halk arasında tavuk karası ismi verilen gece körlüğü A vitamini eksikliğinin sebep olduğu bir göz problemidir. Beyne giden sinirlerin işlevlerini tam anlamıyla yapamamasından oluşan rahatsızlık, genetik ve ilerleyici özelliktedir.

Hasta olan kişinin, yoğun ışıkta, loş bir ortamda, gece alacakaranlık gibi ortamlarda gerektiği kadar görememesiyle gelişir. Kişi bulanık görür ve cisimleri seçemez.

Gece körlüğü küçük yaşlarda pek belirgin olmasa bile yaşa bağlı olarak gelişir. Hücre ölümü durana kadar ilerleyen hastalık belli bir zaman sonra körlüğe neden olur.

Gece Körlüğü Nedenleri

Gözün arka kısmında iki çeşit alıcı bulunur.

Koni biçimli hücreler

Çomak biçimli hücreler

Görevi renkleri ve detayların algılanması olan koni biçimli hücreler gözün ağ tabaka merkezinde birikir ve sadece parlak ışıkta uyarılır. Bu bölümün etrafındaysa çomak biçimli hücreler yer alır ve düşük ışıkta dahi nesnelerin görülmesini sağlar.

Çomak hücreler, gece görmeyi sağlayan rodopsin pigmentinin barındırır. Rodopsin ışığa duyarlı bir pigmenttir. Harekete geçirildiği zaman gece görmeyi sağlar. Bu pigmenti harekete A vitamini geçirir. Bu yüzden A vitamini eksikliği gece körlüğünün en büyük sebebidir. Gece körlüğünün diğer bir nedeni ise genetik yatkınlıktır.

Gece Körlüğü Belirtileri

Gece körlüğünün birçok belirtisi vardır. En önemli belirtisi ise karanlıkta net görememektir. Öncelikle karanlıkta meydana gelen görme zorluğu belli bir süre sonra loş ışıkta kendisini gösterir.

Gözün etraf da olup biteni yeteri kadar algılamaması sonucunda gündüz etrafa çarpmalar, takılma e düşmeler meydana gelir.

Gece körlüğünün diğer belirtileri ise ;

1- Konsantrasyon bozukluğu

2- Işık çakması ve etrafın parlaması

3- İleri derece astigmat ve miyop

Gece Körlüğü Tedavisi

Gece körlüğünün teşhis edilebilmesi için göz dibi, göz alanı ve erg tetkikleri yapılır. Göz dibi muayenede hücre bozulmaları bulunur. Sonra çevresel görmenin ne kadar daraldığını gösteren görme alanı muayenesi yapılır. Gece körlüğünün kesin bir tedavisi yoktur. A vitamini ve omega 3 takviyesiyle rahatsızlığın ileriye gitmesi önlenir.

Yumurtalık Kanseri Belirtileri Nelerdir ??

Yumurtalık kanseri belirtileri nelerdir

Vücudun ihtiyacı dışındaki hücreler anormaldir ve bunlara tümör ismi verilir. Tümörler selin (

iyi huylu ) ve habis ( kötü huylu ) olarak iki şekilde gösterilir.

30 Yaşın altında bulunan kadınlarda görülen içerisine tamamen sıvı dolu olan kistlerin herhangi bir zararı olmaz ve iyi huylu olarak isimlendirilir. Bu kistler bazen kendiliğinden kaybolur, bazen  cerrahi operasyon ile çıkartılır.

Çevrede bulunan dokulara hiçbir şekilde zarar vermeyen iyi huylu tümörlerin haricinde olan tümörler habis ( kötü huylu ) olarak isimlendirilir. Belli bir zaman sonra hem yumurtaya hem de çevreye ciddi zararlara vererek yayılabilir.

Birkaç türü bulunan yumurtalık kanserinin en fazla görülen türü epitelyal over tümürüdür.

Yumurtalık kanserinin birçok türü vardır. Bunlara örnek vermek gerekirse ;

1- Karında basınç durumu

2- Sık sık idrara çıkma isteği

3- Karın içinde ağrı ve rahatsızlık problemi

4- Sürekli bir hazımsızlık, bulantı ve gaz şikayeti

5- Bağırsak düzeninin bozulması. Bununla beraber ishal yada kabızlık sorunları

6- İştah kaybı durumu

7- Nedeni belli olmayan kilo kaybı yada kilo almak

8- Bel civarında bir genişleme

9- Cinsel birlikteliğin ağrılı olması

10- Halsizlik durumu

Yumurtalık kanseri belirtileri birçok rahatsızlığın belirtisine benzer. Bazı bağırsak ve idrar yolları problemleriyle karıştırılabilir. Fakat bağırsak rahatsızlıklarında görülen şikayetler düzenli değildir.

Yumurtalık kanserinde şikayetler hep aynıdır ve belli bir süre sonra daha da kötüye gider. Bu yüzden karında sürekli bir şişkinlik, gaz problemi, basınç yada ağrı varsa en kısa sürede doktora başvurmak gerekir.

Rinit (Burun İltihabı) Nedir ? Rinit Belirtileri

Rinit, burun içini kaplayan mukozanın iltihaplanması yani  enflamasyonudur. İnsanlarda en sık görülen viral enfeksiyon bir rinit türü olan nezledir. Rinitler , ana hatlarıyla üç gruba ayrılır bunlar alerjik rinitler , enfeksiyöz rinitler, non alerjik ve nonenfeksiyöz rinitlerdir. Alerjik rinit tip 1, aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Ve ailesel genetik faktörler ön plandadır.Özelikle inhalan şeklinde alerjenler ( bitki polenleri , toz partikülleri, mantar sporları) karşı duyarlılık sonucu oluşur. Mevsimsel alerjide ev dışı alerjenler ,perenniyal alerjide ise daha çok ev içi alerjenler nedendir ayrıca bu hastalarda rinit dışı alerjik hastalıklar daha fazla görülmektedir. Alerjik rinitte belirtileri şunlardır. Hastada hapşırma , burun tıkanıklığı, sulu ve bol bir burun akıntısı, burunda, gözde veya damakta kaşıntı belirtiler arasında en çok görülen kaşıntı hissidir. Hemen hemen her hastada kaşıntı hissi şikayeti olmaktadır. Koku almada bozukluklar olabilir. Bu şikayetler mevsimsel olarak özellikle ilk bahar aylarında gözükür. Nezlede ise boğazda kuruma, gıdıklanma , hapşırma, sulu bir burun akıntısı, ses değişiklikleri, koku almada bozukluk temel şikayetlerdir. Fizik muayenede mukozalar hipermik ve ödemlidir. 5-10 günde iyileşir. Gripte tablo biraz daha ağırdır. Ek olarak baş ağrısı, myalji (kas ağrısı), yüksek ateş ve öksürük vardır. Hemen her zaman sekonder bakteriyel enfeksiyon tabloya eklenir.Atrofik rinitte ise burun tıkanıklığı hissi burunda kötü koku hissi oluşur. Eğer bu şikayetleriniz varsa bir kulak burun boğaz doktorunuza görünmekte fayda vardır.

Mide Ekşimesi Tedavisi Nedir ?

Mide Ekşimesi Nedir ?

Mide ekşimesi, insanın midesinde yanma hissiyle beraber ekşime hissi oluşturan ve sebepleri çok çeşitli olan bir problemdir.

Mide Ekşimesi Nedenleri Nelerdir

Mide ekşimesinin en önemli sebepleri yanlış yemek alışkanlığı olan, fazla yemek ve yemen sonrasında yatmak, bozulan yiyecekler ve baharatlar olarak sayılabilmektedir. Bunlarla beraber mide yada onikiparmak bağırsağı ülseri, safra kesesi iltihabı, reflü ve gastrik mide ekşimesine sebep olabilen rahatsızlıklardır. Gebelikte mide ekşimesi problemi çok fazla görülür. Alkol midede oluşan yanma hissini çoğaltır.

Mide Ekşimesi Belirtileri

Mide ekşimesinin en belirgin özelliği midede yanma ve ekşime durumudur. İnsanın ağzına yakıcı ve ekşi bir sıvı gelir. Bu belirtiler yemek sırasında, yemekten önce veya yemekten sonra görülebilir.

Mide Ekşimesi Tedavisi

Fazla yememek, yemeğin arından uzanmamak ve eğilmemek mide ekşimesi problemini azaltmaya yeter. Alkol ve sigaradan, asitli, kafein içeren ve kolalı içeceklerden uzak durmak gerekir. Öğünlerde daha az yemek, ancak öğün sayısının artırılması mide ekşimesi için faydalı olur. Yemekler az miktarda, güzel bir şekilde çiğneyerek yenilmeli, baharatlı, ekşili ve biberli yiyecekler tüketilmemelidir. Alınan önlemlere rağmen devam eden mide ekşimesinin sebebi sindirim sistemi rahatsızlıkları olabilir.

Hızlı Bir Şekilde İshal Tedavisi !

İshal ve Tedavisi

İshal tüketilen besinlere ve yaşanılan ortama göre ortaya çıkan bir sindirim sistemi hastalığıdır. Bağırsakların parazitlenmesi ve tuvalete çok çıkmak ishalin en önemli belirtileridir. Dışkının sulu yâda kanlı olması ishalin artık vücut içerisinde olduğunun göstergesidir.

İshalin belirtilerinden bahsedecek olursak en belirgin belirtileri; çok sık idrara çıkmak. Bu üç defadan fazla ise ishal tam manasıyla oluşmaktadır. Çıkarılan dışkının sulu olması ve kusma da ishalin başlıca belirtileridir. İshal vücudun çok miktarda su kaybetmesine neden olur. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken bir hastalıktır. İshal oluşmasının nedenleri ise parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlar, bilinçsiz antibiyotik kullanımı, beslenme bozuklukları ishali oluşturan önemli nedenlerdir. Tüketilen yiyeceklerin bozuk olması, üşütme, bağırsak iltihapları ve alkol kullanımı ishali tetikler. Alkol vücudun su isteğini azalttığı için ishale sebep olabilmektedir. Düzensiz yiyecek tüketimi de mideyi karıştırdığından dolayı ishali oluşturan en önemli nedenlerdir. Tıp dilinde diare olarak da adlandırılan ishalin tedavisinde ilk önce dikkat edilmesi gereken unsur sudur. Vücut çok su kaybettiğinden dolayı sıvı tüketimi fazlalaştırılmalıdır. Normalde üç bardak su içen kişi ishal olduğundan beş yada altı bardak su içmelidir. Çocuklarda yada bebeklerde oluşan ishalde çocuklar normalden daha fazla su kaybeder. Bu yüzden çocuklara çok su içirilmeli, bebekler ise çok fazla emzirilmelidir.

Son olarak doktorlarınıza danışmadan ishal gibi önemli bir hastalıkta kendi başınıza tedavi uygulamayınız. Tehlikeli bir hastalık olduğundan dolayı yapmanız gereken tek şey katı besinler tüketip çok su içmektir.

Prostat Kanseri Tedavileri

Prostat Kanseri tedavisi

Erkeklerin baş düşmanlarından birisi de prostat kanseridir.Bu hastalık erkeklerin korkulu rüyası haline gelmiştir.Özellikle da yaşı ilerlemiş hastalar için çok zorlu ve büyük ameliyatların yapılması uygun değildir.Tedavi için kişideki erkeklik gücünün oranı çok önemlidir ; çünkü prostatın sebeplerinde erkeklik hormonunun direkt bağı bulunmaktadır.Tedavi için birçok aşama bulunuyor.Erken tanımlanması ve kişinin genç olması çok büyük bir önem arz ediyor.Kişini genç olması sayesinde radikal prostat cerrahisi yöntemi ile açık ve kapalı ameliyatlar ile prostatın çıkarılması işlemi gerçekleşebiliyor.Bu işlemleri istemeyen genç hastalara ya da yaşlı hastalara radyo terapi ile ışın tedavileri uygulanıyor.Yüksek enerjili ve yüksek teknolojili dalgalar ile kanserin tedavisi yapılabiliyor.

Eğer prostat ilerlemiş ise yani dokulara sıçramış ise bu prostat kanserinin D evresinde olduğunu gösteriyor ve mutlaka hormon tedavisi yöntemi uygulanması gerekiyor.Hormon tedavisi ile kişinin erkeklik gücü bitiriliyor yani bu hormon kaybediliyor.Bunu açıklayacak olursak kadınlardaki menopoz evresi gibi.Bu yöntem ise iki farklı yolla gerçekleştiriliyor : birincisi erkeğin testislerinin cerrahi müdahale ile alınması, ikincisi ise ilaç tedavileridir.

 

Yeni teknolojili tedavilerde başarı oranları çok yüksek hale gelmiştir.Teknoloji ne kadar gelişse de kişinin hastalığı ve durumu göz önünde bulundurulmalıdır.Doğru kişiye doğru bir tedaviyi uygulamak başarının yakalanması demektir.

Kalp Hastaları Nasıl Beslenmelidir ?

Kalp hastalarında beslenme

Kalp hastaları sindirimi kolay yiyecekler seçmeli ve özellikle tuz yemekten kaçınmalıdırlar. Sindirim ile kalbin çalışması arasında sıkı bir bağ vardır. Bu nedenle alınacak  besin miktarını üç öğünde toplamak yerine, beş öğünde ayırmak daha uygundur. Kalp hastaları belli bir beslenme programına uyulmasını zorunlu kılar. Hangi kalp hastalığı söz konusu olursa olsun diyet tedavisinin amacı vücut için gerekli besleyici maddeleri sağlarken kalbin yorulmasını olabildiğince önlemektir.

Vücudun dolaşım dengesini yeniden kurabildiği ve kuramadığı kalp hastalıkların da beslenmenin niteliğinden çok niceliği değişir. Dekompanse kalp hastalığı dendiğinde kalbin dokuların gereksinimlerini özellikle de oksijen gereksinimini karşılamada yetersiz kaldığı anlaşılır. Başka bir deyişle kalp kendisine ulaşan bütün kanı pompalayacak ve uygun bir hızla dolaşabilmesi için gerekli gücü uygulayacak durumda değildir.Kompanse kalp hastalığında ise kalp hasta olmakla birlikte dokuların gereksinimlerini karşılamaya yeterli bir kan dolaşımı sağlayabilir.Kalp hastası için uygun besinler seçilirken besinlerin sodyum içermemesine ve kolay sindirilebilir olmasına özellikle dikkat edilmelidir.Sindirim bir iştir.Sindirim sırasında sindirim organlarına  önemli miktarda kan gider.

Ne kadar çok besin, alınır sindirim ne kadar uzar ve güçleşirse sindirim organlarına da o kadar fazla kan gitmesi gerekir. Kan kütlesinin her hareketi ve engel olarak dolaşımdaki her ağırlaşma , sistemin motor gücü olan kalp üzerinde bir baskı yaratır.Bu nedenle kalp hastaların tuz yememin dışında diyet uygulamaları ve öğünlerde çok yememeleri gerekir.

Faranjit Tedavisi, Faranjit Belirtileri

Faranjit Hakkında Bilgiler

Faranjit hastalığı yutağın arkasındaki duvarın örtücü dokusunda oluşan iltihaplanmaya verilen isimdir. Bu hastalığın sebebi bakteri enfeksiyonundan oluşabilir ya da tahriş olmadan dolayı olabilir.

Faranjit belirtileri yutağın arkasındaki ağrılar , tükürüğün veya besinlerin yutulması sırasında zorluklar ve ateştir.Faranjit üst solunum yolları enfeksiyonunun başlangıç göstergesi olabilmektedir.Yani örnek verecek olursak nezle ya da grip gibi..

Faranjit hastalığı diğer hastalıkların da başlamasına sebebiyet verecektir.Yani faranjitin sebep olduğu sayamayacağımız kadar hastalık vardır.

Streptokok mikrobunun faranjit hastalığına neden olduğu bilindiği gibi birçok mikrop ve bakteriler de bu hastalığa sebebiyet verebilmektedir.

Faranjitin belirtilerini sıralayacak olursak ;

  • Hastalık aniden ortaya çıkar üşüme, titreme, genel zafiyet , ciddi kırıklık hissi, ateş, baş ağrıları gibi şikayetler .
  • Ayrıca yutağı enfekte eden mikroplardan alınan bir örneğin muayene edilmesi ile hastalığın hangi streptokoklardan oluştuğu belirlenebilir.

 

Faranjitin tedavisi

Tedavi yöntemini hastalığın biçimi belirlemektedir.Yani hastalık bakterilerden dolayı ortaya çıkmış ise antibiyotiklerin yanında sıcak gargaralar ve irigasyonlar önerilmektedir.

Hastalık ilerlemişse bu ilerlemeyi durdurmak için yutağın arka kısmı gümüş nitrat ile sıvanır.Bütün faranjit vakalarında antibiyotikler verilmez ; çünkü hastaya verilen fazla miktardaki antibiyotik bu mikroplara karşı tepkiyi azaltır.Tepki azaldığı için ilerde ciddi bir durumla karşılaşıldığı zaman gerekli tesiri göstermeyecektir.

Hastalara öneri olarak faranjit rahatsızlıklarının büyük bir kısmı birkaç gün içinde kendiliğinden iyileştiği için doktor bilgisi ile ilaç kullanmamalarıdır ; çünkü bu bağışıklığınızın güçlenmesi anlamına gelir.

Faranjit hastalığında hastayı rahatlatan ilaçlardan bazılarını sayacak olursak bunlar : aspirin bulunan sıcak gargaralar , irigasyonlar ve tuzdur.

 

Faranjite sebebiyet veren ve ilerlemesine neden olan durumlar

-Fazla sigara kullanımı

– Sinüs yollarındaki enfeksiyonlar

– Uzun süreli tahriş edici maddelerin solunum yolları ile vücuda giriş yapması

– Genelleşmiş bir hastalık olması

– Fazla alkol kullanımı

– Sürekli olarak devam eden akut faranjitleri

 

Kronik faranjit belirtisinin teşhisi için doktor muayenesi gereklidir.Salgı bezlerinde şişkinlik oluşur ve lenf dokularında da büyümeler görülür.Belirtileri ise yutağın ağrılı ve kuru olmasıdır.Ayrıca yutakta öksürme ve geğirme isteği uyandıran bir duyu da hissedilebilir.