Bel Fıtığı Tedavisi , Bel Fıtığı Korunma Yolları

Bel Fıtığı  ?

Bel fıtığı, belde yer alan omur kemikleri arasında yer alan ve bir yastık görevi yapan kıkırdak dokusunun kayması veya dışarı taşması sonucunda meydana gelir. Fıtıklaşan, içeriden dışarıya doğru taşan disk sinirlere baskı yapıp ağrıya sebep olur.

Gün içinde vücudun nasıl durduğu, nasıl hareket etmesi gerektiği, eğilip kalkarken yapılan yanlışlıklar, yanlış ve desteksiz oturma tarzı gibi faktörler bel fıtığının olmasına neden olur.

Bel Ve Omurilik Sağlığı İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Öncelikle eğik durmamaya çalışmak gerekir. Çünkü vücut eğik durduğu zaman, dik durmaya oranla, omuriliğe yük daha fazla gider.

Yerden bir şey alınacağı zaman belden eğilmeyin. Dizleri kırıp nesne alınması gerekir. Yani çömelerek almak bele bilecek olan yükü ciddi miktarda azaltır.

Otururken eğik durmamaya dikkat edin. Otururken bele binen yük ayakta dururken bele binen yükten çok daha fazladır.

Bu sebeple, otururken dik oturmaya özen göstermek gerekir. Bununla beraber sırta ve ayakların altına, ayakları hafif bir şekilde kaldıracak biçimde destek konulması bele gelen yükü oldukça azaltır.

Spor yapma vücudun genel sağlığı için çok faydalı bir durumdur. Sırtı ve beli güçlendiren egzersizler yaparak bel ve omurilik sağlığın koruyabilirsiniz. Bu egzersizler yapılırken bele ve omuriliğe fazla yüklenmemeye özen gösterin. Eğer bel fıtığı tanısı konulduysa, yapılacak olan egzersizler doktor kontrolü altında yapılmalıdır.

Hangi egzersizler, hangi sıklıkta ve nasıl yapılacağı doktora danışılması gerekir. Fakat insan bel fıtığı ameliyatı olduysa egzersizlere hemen başlamaması gerekir. Egzersizlere başladıktan sonra sabırlı olmak ve egzersizleri yavaş bir şekilde artırmak gerekir.

Bununla beraber bel fıtığı problemi olan kişilerin birçoğu yatak istirahati ve ilaç tedavisiyle normal sağlıklarına kavuşabilirler.

Kansızlık Hastalığı , Kansızlık Tedavisi !

Kansızlık Hastalığı ve Tedavisi

Tıp dilinde anemi adı verilen kansızlık ülkemizde birçok kişide görülen bir kan hastalığıdır. İnsan da ki kanın içerisinde bulunan hemoglobin adı verilen maddenin azalması ile ortaya çıkan kansızlık insanlar üzerinde fiziksel olarak üşüme sorunu yaratmaktadır.

Kansızlığın ülkemiz de çok görülmesinin en önemli nedeni vitaminsiz besin tüketimi ve yeteri kadar iyi beslenememektir. Kan yapan yiyeceklerin az tüketilişi, dengesiz beslenme ve vitaminsizlik kansızlığı ortaya çıkaran en önemli nedenlerdir. Beslenme dışında vücutta ki demir eksikliği kansızlık hastalığını ortaya çıkaran en önemli unsurdur. Kansızlığın oluşmasında ki en önemli iki sebep beslenme bozuklukları ve demir eksikliğidir. Bu sebeplerin yanı sıra düzensiz aybaşı kanamaları, basur kanamaları, lösemi, romatizma ve kanser gibi önemli hastalıklarda kansızlığı öne çıkaran belirtilerdir. Kansızlığın insan üzerinde ki fiziksel belirtileri ise suratta solgunluk ifadesi, halsizlik, göğüs hizasında çarpıntı hissi, nefes darlığı ve ayak bileklerinde görülen ağrılardır. Kansızlık hastası olanların dili acıdır ve acımsı hissi verir, burunları da sık sık kanama yapar. Kansızlığa bağlı olarak çok sık olmasa da kusma ve ishalde kansızlık hastalarında görülen belirtilerdir. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir. Ama ilk aşamada ise bol demir ve kan yapıcı madde içeren besin tüketilmeli bol bol istirahat edilmelidir.

Son olarak kansızlık için doktora başvurmadan önce evinizde de bazı reçeteler uygulayabilirsiniz. Kekik ve su ile yapılan bu karışım sayesinde vücut içerisinde ki demir oranı artmaktadır. Üç bardak suya dört bardak kekik konur ve kaynatılır. Süzüldükten sonra hastaya içirilir. Günde üç kere bir kaşık içirilerek tedavi yapılabilir.

Yemek Borusu Hastalığı – Özefagus

Kalazya diye tıp dünyasında adlandırdığımız hastalık yediğimiz besini tekrar acı hissi ile tekrar çıkarma. Kardio – özefageal sfinkterde , yetmezlik söz konusudur. Mide içeriği olduğu gibi özefagusa geri döner. Hastalığın sebebi bilinmemekle beraber kardiak sfinkter, gevşek,ve daima açık olur. Bu nedenle mide içeriği, özefagusa regürjite olmaktadır. Bebeklerde konjenital olarakta ortaya çıkabilir. Belirtileri ise genellikle yeni doğan bebeklerde görmüşseniz bebeklerde beslenmeden kısa bir süre sonra devamlı kusmalar oluyorsa kalazya düşünülmelidir. Beslenmeden sonra bebek Bir müddet dik tutulursa kusması önlenebilir. Benzer tablolara yetişkinlerde de rastlanır. Ancak ,yatınca yada eğilince olan kusmalara ek olarak retrosternal ağrı, kanama ,gecikmiş olgularda peptik özofajite bağlı olarak disfaji de bulunur. Kalazyanın  tanısı fizik muayene ve hikayeye ilave olarak baryumlu radyolojik inceleme, özofagoskopi ve regürjitasyonun tespit edilmesi yeterli olmaktadır. Kalazya tedavisi için birkaç öneri yeni doğan bebeklerde, özel beslenme uygulanmalı. Daha koyu kıvamlı yemekler yedirilmeli ve yemekten sonra bebek dik tutularak komplikasyonlar azaltılabilir.
Yetişkinlerde ise az ve sık yenmesi ayrıca mide asidini artıran yiyecekler kaçınılması önerilir. Gazlı içeceklerden uzak durması söylenir. Çok sıcak içilmemesi gerekir. Yemeklerden sonra kesinlikle sırt üstü yatmamanız lazımdır. Mide asidini azaltacak ilaç tedavisi almanız lazımdır. Özofagusta lezyon tespit edilmişse cerrahi yöntemlerden biri uygulanabilir.Bebeklerde aniden ölümlere rastlanabilir. Nedeni, mide içeriğinin solunum ile akciğere aspire edilmesidir. O yüzden bebeklerde bu konulara daha hassas davranmanız lazımdır.

Diyabet Çeşitleri Nelerdir ??

Diyabet çeşitleri nelerdir ?

Şeker hastalığı olarak bilinen diyabet rahatsızlığı, kandaki şekerin hücrelere ulaşmaması sebebiyle oluşan bir problemdir.

İnsülin hormonunun vücutta yeteri kadar salgılanmaması yada etkisini göstermemesi sonucu meydana gelir. Diyabet İki türde incelenir

Tıp 1 Diyabet Nedir

Tıp 1 diyabet tipinde kan şekerini düzenleyen insülün hormonu yeteri kadar salgılanır veya etkisiz kalır. Bunun sonucunda ise karbonhidrat, yağ ve protein mekanizmasında bozulma olur. Bu rahatsızlık fazla su içme, sürekli idrara çıkma, kilo kaybetme gibi belirtilerle ortaya çıkar.

Genellikle erken çocukluk döneminde, ergenlik döneminde ve genç yetişkin insanlarda görülür. Bütün diyabetlerin yaklaşık % 15-20’si tıp 1 diyabet hastasıdır. 10 Hastadan birinde vücut hiçbir şekilde insülün üretemez. Hücrelere giremeyen şeker kanda çoğalır. Bu diyabet türünde yaşam boyu insülin kullanmak gerekmektedir.

Tıp 2 Diyabet Nedir

Genelde 40 yaş üzeri kişilerde oluşan bir rahatsızlıktır. Obezite ve bazı etnik gruplarda çocuk yaşlarda da görülebilmektedir. Bütün şeker hastalığı vakalarının % 85’lik bir kısmı tıp 2 diyabet rahatsızıdır. Vücut insülin salgılar fakat insülinle ona duyarlı olan dokular arasında bir dengesizlik oluşur.

İnsülin direnci durumunda, insülinin şeker almasıyla alakalı göndermiş olduğu mesajlar her zaman hücreler tarafından alınmaz. Bu nedenle üretilen insülini vücut doğru bir biçimde kullanamaz. Şeker hücreye giremez ve kanda birikir.

Tıp 2 diyabetlerde koma durumu olmaz. Bu rahatsızlığa yakalanan kişiler beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri ve daha hareketli bir yaşam geçmeleri, günde 30 dakika civarında egzersiz yapmaları gerekir.

Bronşit Hastalığı’nın Nedenleri Nelerdir ?

Bronşit Hastalığı Nasıl Olur

Akciğerlere hava taşımakta olan kanallara bronş ismi verilir. Bronşların iç yüzeylerinde iltihaplanma olduğu için bronşit rahatsızlığı meydana gelir.

Bronşit, bünyeleri daha zayıf olduğu için bebek ve çocuklar daha ciddi bir şekilde etkileyen bir hastalıktır. Bronşit akut ve kronik bronşit olmak üzere iki çeşiti vardır.

Genellikle grip, kızamık, tifo, boğmaca gibi rahatsızlıklar esnasında beliren akut bronşit, kuru ve ağrıya neden olan öksürük nöbetiyle başlar. Oluşan balgam öncelikle yapışkandır, daha sonra katı ve iltihaplı bir görüntüye bulanır. Burun akması, titreme, ateş ve halsizlik gibi belirtileri vardır.

Kronik bronşit daha hafif belirtilerle başlar ve yavaş bir şekilde ilerleme gösterir. Hava yollarını yağlayan bezler büyür, iç yüzeylerinde tüyler işlevini kaybeder. Zaman sonra hava yolları tıkanır ve ağır bir biçimde solunum yetmezliği meydana gelir.

İki sene üst üste kuru öksürük nöbetleri ve balgam belirtilerini 3 ay yada daha fazla bir süre gösteren insanlarda kronik bronşit teşhisi yapılır.

Kronik bronşitin tam sebebi bilinmemektedir. Fakat sigara dumanı, hava kirliliği, kimyasal maddeleri soluma, kötü beslenme ve alkol kullanmak rahatsızlığa yakalanma riskini artırır.

Her iki bronşit türünde de doktorun vereceği ilaçlarla beraber dengeli beslenme, havası temiz olan yerde bulunmaya dikkat edilmelidir. Sigara dumanından uzak durmak iyileşme süresi için çok önemlidir.

Zatürre Hastalığı Hakkında Bilgiler

Zatürre Nedir ?

Halk içinde akciğer iltihabı, tıpta ise pnömani olarak bilinmekte olan zatürre, ateş, sancı ve öksürük ile ortaya çıkan tehlikeli sayılabilecek bir akciğer rahatsızlığıdır.

Zatürre Nedenleri

İltihaplanmaya virüs, mantar ve bakteri gibi mikroorganizmalar neden olur. Zatürre oluşumuna sebep olan 30’dan fazla mikroorganizma vardır.

Zatürre Belirtileri

En belirgin olan belirtileri yüksek ateş, sancı ve öksürmektir. İnsanda genel bir halsizlik hali vardır. Bununla beraber iştah azalması ve kilo vermek, dalgınlık, baş dönmeleri, boğaz ve baş ağrılar, balgam, fazla susuzluk, kuru ve beyaz dil gibi belirtiler oluşur.

Zatürreyi Genel Açıdan İnceleyecek Olursak ;

Löber Zatürre ;Pnömokok ismi verilen mikroların sebep olduğu bir türdür. Mikroplu tozlar, aşırı yorgunluk, soğuk algınlığı yada uzun süre gündeş kalma rahatsızlığa zemin hazırlar. Rahatsızlık ani baş dönmesi, titreme, kusma ve sırt ağrısıyla başlar. Ateş 40 dereceye kadar çıkar. Ancak 10. günden sonra düşer. Öksürme kısa süreli olur.

Virüs Zatürresi; Virüslerin sebep olduğu bir zatürre çeşididir. Ya ani bir şekilde yada soğuk algınlığının sonunda oluşur. Lober pnömoniden daha hafif olur. Rahatsızlığın ateşi 39 dereceye kadar çıkar.

Bronkopnomoni Zatürre;

Tedavisi iyi yapılmayan grip, bronşit, boğmaca yada kızamıktan sonra meydana gelir. Sebebi, akciğer ve bronşların zaman zaman iltihaplanmış olmasıdır. Rahatsızlık, bronşit gibi başlar, önlem alınmadığı taktirde 2-3 gün içerisinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece civarındayken akşamları 40 dereceye kadar çıkar.

Zatürre Tedavisi

Zatürre hastalığında doktor tedavisi gerekir. Diğer yönde, hastanın istirahat etmesi ve moralinin yüksek olması gerekir. Yanını çok fazla misafir alınmaması önemlidir. Ağrı olan bölgeye, içerisine sıcak su doldurulan şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir.

Gece Körlüğü Nedir ? Gece Körlüğü Belirtileri Nelerdir ?

Gece Körlüğü Nedir

Halk arasında tavuk karası ismi verilen gece körlüğü A vitamini eksikliğinin sebep olduğu bir göz problemidir. Beyne giden sinirlerin işlevlerini tam anlamıyla yapamamasından oluşan rahatsızlık, genetik ve ilerleyici özelliktedir.

Hasta olan kişinin, yoğun ışıkta, loş bir ortamda, gece alacakaranlık gibi ortamlarda gerektiği kadar görememesiyle gelişir. Kişi bulanık görür ve cisimleri seçemez.

Gece körlüğü küçük yaşlarda pek belirgin olmasa bile yaşa bağlı olarak gelişir. Hücre ölümü durana kadar ilerleyen hastalık belli bir zaman sonra körlüğe neden olur.

Gece Körlüğü Nedenleri

Gözün arka kısmında iki çeşit alıcı bulunur.

Koni biçimli hücreler

Çomak biçimli hücreler

Görevi renkleri ve detayların algılanması olan koni biçimli hücreler gözün ağ tabaka merkezinde birikir ve sadece parlak ışıkta uyarılır. Bu bölümün etrafındaysa çomak biçimli hücreler yer alır ve düşük ışıkta dahi nesnelerin görülmesini sağlar.

Çomak hücreler, gece görmeyi sağlayan rodopsin pigmentinin barındırır. Rodopsin ışığa duyarlı bir pigmenttir. Harekete geçirildiği zaman gece görmeyi sağlar. Bu pigmenti harekete A vitamini geçirir. Bu yüzden A vitamini eksikliği gece körlüğünün en büyük sebebidir. Gece körlüğünün diğer bir nedeni ise genetik yatkınlıktır.

Gece Körlüğü Belirtileri

Gece körlüğünün birçok belirtisi vardır. En önemli belirtisi ise karanlıkta net görememektir. Öncelikle karanlıkta meydana gelen görme zorluğu belli bir süre sonra loş ışıkta kendisini gösterir.

Gözün etraf da olup biteni yeteri kadar algılamaması sonucunda gündüz etrafa çarpmalar, takılma e düşmeler meydana gelir.

Gece körlüğünün diğer belirtileri ise ;

1- Konsantrasyon bozukluğu

2- Işık çakması ve etrafın parlaması

3- İleri derece astigmat ve miyop

Gece Körlüğü Tedavisi

Gece körlüğünün teşhis edilebilmesi için göz dibi, göz alanı ve erg tetkikleri yapılır. Göz dibi muayenede hücre bozulmaları bulunur. Sonra çevresel görmenin ne kadar daraldığını gösteren görme alanı muayenesi yapılır. Gece körlüğünün kesin bir tedavisi yoktur. A vitamini ve omega 3 takviyesiyle rahatsızlığın ileriye gitmesi önlenir.

Yumurtalık Kanseri Belirtileri Nelerdir ??

Yumurtalık kanseri belirtileri nelerdir

Vücudun ihtiyacı dışındaki hücreler anormaldir ve bunlara tümör ismi verilir. Tümörler selin (

iyi huylu ) ve habis ( kötü huylu ) olarak iki şekilde gösterilir.

30 Yaşın altında bulunan kadınlarda görülen içerisine tamamen sıvı dolu olan kistlerin herhangi bir zararı olmaz ve iyi huylu olarak isimlendirilir. Bu kistler bazen kendiliğinden kaybolur, bazen  cerrahi operasyon ile çıkartılır.

Çevrede bulunan dokulara hiçbir şekilde zarar vermeyen iyi huylu tümörlerin haricinde olan tümörler habis ( kötü huylu ) olarak isimlendirilir. Belli bir zaman sonra hem yumurtaya hem de çevreye ciddi zararlara vererek yayılabilir.

Birkaç türü bulunan yumurtalık kanserinin en fazla görülen türü epitelyal over tümürüdür.

Yumurtalık kanserinin birçok türü vardır. Bunlara örnek vermek gerekirse ;

1- Karında basınç durumu

2- Sık sık idrara çıkma isteği

3- Karın içinde ağrı ve rahatsızlık problemi

4- Sürekli bir hazımsızlık, bulantı ve gaz şikayeti

5- Bağırsak düzeninin bozulması. Bununla beraber ishal yada kabızlık sorunları

6- İştah kaybı durumu

7- Nedeni belli olmayan kilo kaybı yada kilo almak

8- Bel civarında bir genişleme

9- Cinsel birlikteliğin ağrılı olması

10- Halsizlik durumu

Yumurtalık kanseri belirtileri birçok rahatsızlığın belirtisine benzer. Bazı bağırsak ve idrar yolları problemleriyle karıştırılabilir. Fakat bağırsak rahatsızlıklarında görülen şikayetler düzenli değildir.

Yumurtalık kanserinde şikayetler hep aynıdır ve belli bir süre sonra daha da kötüye gider. Bu yüzden karında sürekli bir şişkinlik, gaz problemi, basınç yada ağrı varsa en kısa sürede doktora başvurmak gerekir.

Rinit (Burun İltihabı) Nedir ? Rinit Belirtileri

Rinit, burun içini kaplayan mukozanın iltihaplanması yani  enflamasyonudur. İnsanlarda en sık görülen viral enfeksiyon bir rinit türü olan nezledir. Rinitler , ana hatlarıyla üç gruba ayrılır bunlar alerjik rinitler , enfeksiyöz rinitler, non alerjik ve nonenfeksiyöz rinitlerdir. Alerjik rinit tip 1, aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Ve ailesel genetik faktörler ön plandadır.Özelikle inhalan şeklinde alerjenler ( bitki polenleri , toz partikülleri, mantar sporları) karşı duyarlılık sonucu oluşur. Mevsimsel alerjide ev dışı alerjenler ,perenniyal alerjide ise daha çok ev içi alerjenler nedendir ayrıca bu hastalarda rinit dışı alerjik hastalıklar daha fazla görülmektedir. Alerjik rinitte belirtileri şunlardır. Hastada hapşırma , burun tıkanıklığı, sulu ve bol bir burun akıntısı, burunda, gözde veya damakta kaşıntı belirtiler arasında en çok görülen kaşıntı hissidir. Hemen hemen her hastada kaşıntı hissi şikayeti olmaktadır. Koku almada bozukluklar olabilir. Bu şikayetler mevsimsel olarak özellikle ilk bahar aylarında gözükür. Nezlede ise boğazda kuruma, gıdıklanma , hapşırma, sulu bir burun akıntısı, ses değişiklikleri, koku almada bozukluk temel şikayetlerdir. Fizik muayenede mukozalar hipermik ve ödemlidir. 5-10 günde iyileşir. Gripte tablo biraz daha ağırdır. Ek olarak baş ağrısı, myalji (kas ağrısı), yüksek ateş ve öksürük vardır. Hemen her zaman sekonder bakteriyel enfeksiyon tabloya eklenir.Atrofik rinitte ise burun tıkanıklığı hissi burunda kötü koku hissi oluşur. Eğer bu şikayetleriniz varsa bir kulak burun boğaz doktorunuza görünmekte fayda vardır.

Mide Ekşimesi Tedavisi Nedir ?

Mide Ekşimesi Nedir ?

Mide ekşimesi, insanın midesinde yanma hissiyle beraber ekşime hissi oluşturan ve sebepleri çok çeşitli olan bir problemdir.

Mide Ekşimesi Nedenleri Nelerdir

Mide ekşimesinin en önemli sebepleri yanlış yemek alışkanlığı olan, fazla yemek ve yemen sonrasında yatmak, bozulan yiyecekler ve baharatlar olarak sayılabilmektedir. Bunlarla beraber mide yada onikiparmak bağırsağı ülseri, safra kesesi iltihabı, reflü ve gastrik mide ekşimesine sebep olabilen rahatsızlıklardır. Gebelikte mide ekşimesi problemi çok fazla görülür. Alkol midede oluşan yanma hissini çoğaltır.

Mide Ekşimesi Belirtileri

Mide ekşimesinin en belirgin özelliği midede yanma ve ekşime durumudur. İnsanın ağzına yakıcı ve ekşi bir sıvı gelir. Bu belirtiler yemek sırasında, yemekten önce veya yemekten sonra görülebilir.

Mide Ekşimesi Tedavisi

Fazla yememek, yemeğin arından uzanmamak ve eğilmemek mide ekşimesi problemini azaltmaya yeter. Alkol ve sigaradan, asitli, kafein içeren ve kolalı içeceklerden uzak durmak gerekir. Öğünlerde daha az yemek, ancak öğün sayısının artırılması mide ekşimesi için faydalı olur. Yemekler az miktarda, güzel bir şekilde çiğneyerek yenilmeli, baharatlı, ekşili ve biberli yiyecekler tüketilmemelidir. Alınan önlemlere rağmen devam eden mide ekşimesinin sebebi sindirim sistemi rahatsızlıkları olabilir.